Untitled Document
 MÜMİNLERİN BİLGİSİNE 
 GÜNÜN AYET-İ KERİME'Sİ:
İnkar edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. (Fâtır-7-8)

 GÜNÜN HADİS-İ ŞERİF'İ:
Ey insanlar Allah'a karşı muttakî (takva üzere yaşayan mü'min) olun ve (dünyevî) talepte mutedil olun. Zira, hiçbir kimse yoktur ki, (Allah'ın kendisine taktir ettiği) rızkını eksiksiz elde etmeden ölmüş olsun: Rızkı gecikse bile ona mutlaka kavuşacaktır. Öyleyse Allah'tan korkun ve talepte mutedil olun (gayr-ı meşru yollara sapmayın), helâl olanı alın, haram olanı terkedin.

 GÜNÜN SÖZÜ:
Akıllı insan, başkalarının hatalarından ders çıkarır; daha akıllı insan ise kendi hatalarını görür.
 
 FAYDALI SİTELER 
 
 SİTEDEKİ ZİYARETÇİLER 
Şu an sitede, 12 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

 
 ZİYARETÇİ SAYACI 
Pazartesi70
Salı49
Çarşamba49
Perşembe74
Cuma57
Cumartesi55
Pazar44
Toplam:292251
En Çok:581
 
http://www.siraceddin.com - Tasavvuf - Mukaddime

    

KERAMET



Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adı ile...

Üstün Kerametler Hakkında

Mevcudiyet: Ya Hakk Teâlâ (CC)'nın vücûdu gibi vücûdu vacip olur veya Allah (CC)'a ortak isnadı gibi vücûdu mümkün olmaz ya da bütün mevcudat gibi vücûdu mümkün olur. İşte bu vücûdu mümkün olamayan mefhumun içine âdet girer ki, bu âdeti yırtıp geçmek, mümkün olmayan âdetin yani tabiatın icabıdır.

Atılan âsânın yılana dönüşmesi; cisimleri parçalanmış ve birbirinden uzak yerlere dağılmış kuşların parçalarının toplanması ve ruhlarının geri getirilmesi; ölen bir kimsenin yüz sene sonra dirilmesi; Eshab-ı Kehf'de olduğu gibi, insanoğlunun bir mağarada sâlimen üç yüz sene kalması; keza bir kimsenin balinanın karnında bir süre kalması; beşerin, mal ve mülkü ile birlikte rüzgârla bir yerden diğer bir yere taşınması; bir melike tahtının bütünü ile Yemen'deki Sebe kentinden Kudüs-ü Şerif'e nakli; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in bizatihi cism-i pâkı ile Mescid-ül Haram'dan Mescid'i Aksa'ya ve oradan da Sidretül-Münteha'ya çıkması; Nuh tufanı, bir yerin altının üstüne gelmesi veya getirilmesi; Kâbe'de, intikam almak üzere kuşların gagalarında taş taşıyarak gönderilmesi; Allah (CC)'ın selâmı üzerine olsun, kundakta bir bebeğin dile gelmesi; denizin yarılması ile insanların oradan geçmesi; şeytanların ve cinlerin, insanların hükmü altına girmesi gibi pek çok mucizeler mevcuttur.

Bu mucizeleri, peygamberler gösterir. Evliyâların da bu mucizelere benzer kerametler göstermesi caiz olup, Yüce Mevlâ (CC)'nın, evliyâlarını şereflendirmek için bir ikramıdır. Kerametlerde, evliyânın ne öğrenmek ve ne de öğretmek gibi bir iddia ve davası yoktur. Bazı vakitler iradeleri dışında kerametleri görülür, bunda kendilerine çizilen sınırı aşma yoktur. Çünkü bir velinin kerameti, kendi Peygamberi'nin mucizesi olup, kemâle gelenin kendisine uyduğu Peygamberi'nin kemâlindendir. Bir velinin kerameti, sözleri, davranışları, fiil ve amelleri ve hali, kendi Peygamberi'ne tabî olup, O'nun risaletinin bir isbatıdır. Peygamberler, mucizesini göstermekle mükelleftir. Zira peygamber, insanları aydınlatmak, ilâhî buyrukları insanlara bildirmek ve peygamberlik hüccetini isbat etmek için mucize gösterir. Bundan sonra kılıçların parıltısı ile süngü ve mızraklar gelir.

Keramet ise mucize gibi zaruri değildir, nadiren görülür. Zira insanlar, keramet gücünü, nadir bulunan bir şey gibi ve her vakit gösterilmesi ve yapılması imkânsız bir şey gibi taşırlar. Veli, kerameti, kendisi için bir imtihan veya yoklama olarak kabul eder; kendini beğendirmek ve büyük göstermekten korktuğu için ve Allah (CC)'tan utandığı için, keramet göstermekten ikrah duyar. Veli, hiç bir zaman, Peygamberi'nin şeriatına aykırı bir iddiada bulunmaz. Sözün kısası, Yüce Rahman (CC)'ın arşını kalbine sığdıran mü'min, kalbinin bu maddî âlemden daha geniş ve büyük olduğunu düşünür. Zira kalb; ruh, fikir, ilim ve aklın yeridir.

Bu kadarla yetinelim. Daha çok bilgi isteyenler daha çok okumalıdır.



Başa Dön

Allah Dostu Şeyh Muhammed Osman Siraceddin-i Sani Hazretleri (KS) web sitesi.
PHPNUKE ©